SİYASET NEDİR
"Siyaset,Arapça kökenli bir kelimedir; at eğitimi, at talimi anlamına gelmektedir.
Osmanlı'da devlet geleneği için siyaset sözcüğünün "meyve" ve özellikle "kuru meyve" anlamında kullanıldığı görülmüştür.
Yunan siyasal yaşamında ise siyaset, "Polis"e veya devlete ait etkinlikler biçiminde tanımlanmıştır.
Yunanca 'poli' çok, 'tika' yüz anlamına gelen eski yunanca köklerden oluşur. Politika bilimi(Politoloji)politik hareketler ve güç edinilmesi ve kullanımı konusunu inceler.
Politika: Toplumun halka dair yaptığı tüm etkinliklerdir" (Aristoteles)
İKTİSAT
"İktisat veya ekonomi, üretim, dağıtım, tüketim, ticaret, değişim ve bölüşüm ile ilgili etkinliklerin bütünü ile, bu etkinlikleri inceleyen bir bilim dalıdır.
Bir etkinlikler bütünü olarak iktisat ya da ekonominin yapısı, uygarlık tarihi ve toplumsal yapılanmalar ile yakından ilişkilidir.
Daha genel olarak iktisat toplumların nasıl zenginleşeceği ve refah seviyelerinin artacağı sorusuna cevap arar. Bu süreçte izlenecek politikalar , işsizlik , enflasyon , üretim düzeyi gibi kavramlar iktisatın inceleme alanına girer.
Bir bilim dalı olarak iktisat ya da ekonomi, yeryüzündeki kaynakların sınırlı, insan ihtiyaçlarının sınırsız olması yüzünden, kaynakların daha verimli bir şekilde kullanılabilmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur. İktisat, incelediği konulara ve kapsamlara göre dallara ayrılır:
Bir durumu hedef olarak gören, ekonomik düzenin nasıl olmasına dair fikirler üreten iktisat dalıdır. Normatif iktisat belirlenen hedefler için neler yapılması gerektiğini araştırır. Sosyal adalet, üst düzey refah için neler yapılması gerektiğini araştırır.
Sadece ekonomik düzeni sebep-sonuç ilişkisi içinde inceleyen, ekonomi içinde sürekli geçerli kanunları saptamaya çalışan iktisat dalıdır. "Talep artışı enflasyonu nasıl etkiler?" gibi sorulara cevap arar. "Enflasyon hangi düzeyde tutulmalı?" sorusu normatif ikstisatın inceleyeceği bir konudur.
Tüketicilerin ve firmaların ekonomik davranışlarını; ihtiyaç, fayda, değer, ile araştıran iktisat dalıdır. Piyasa türlerini, piyasaların işleyiş mekanizmasını ve farklı piyasa koşullarında firma dengesinin nasıl oluştuğunu da araştırır. Daha basit bir ifadeyle bir şirketin veya tüketicinin kendi iş işleyişi ve dış ekonomik ilişkilerini bireysel olarak inceleyen iktisat dalıdır.
Ülke ekonomisini ve dünya ekonomisini ilgilendiren konu başlıklarını inceleyen bir iktisat dalıdır. İstihdam, enflasyon, kamu dengesi gibi konuları inceler."
"EKONOM"İ
"EKONOMİ "
Ekonomi Kökeni Yunanca'daki "oikia" (ev) ve "nomos" (kural) kelimelerine dayanır, "ev yönetimi" demektir. Ekonomi yerine Türkçe'de Arapça'dan geçme İktisat kelimesi de kullanılmaktadır. Ekonominin tanımı konusunda görüş birliği yoktur. O nedenle de çeşitli tanımlar ortaya atılmıştır. Bu tanımlardan bazıları şöyle belirtilebilir: a) Ekonomi (veya politik ekonomi), parayla ilgili olsun ya da olmasın, kişiler arasındaki değişim (mübadele) işlemlerinin incelenmesidir. b) Ekonomi, kıt üretim faktörlerinin çeşitli mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılmak üzere nasıl seçileceğinin ve üretilen malların tüketim amacıyla toplumun bireyleri arasındaki dağıtımın incelenmesidir. c) Ekonomi, halkın günlük faaliyetlerini, gelir kazanmasını ve yaşamını sürdürmesini inceleyen bir bilimdir. d) Ekonomi insanların tüketim ve üretim faaliyetlerini nasıl organize ettikleri konusunun incelenmesidir. e) Ekonomi servetin incelenmesidir. f) Ekonomi, toplumların nasıl geliştiğini ve medeniyetin nasıl oluştuğunu inceleyen bir bilimdir. Görüleceği gibi, ekonominin tanımını yapanlar bu bilime özgü çeşitli tanımlar üzerinde dururlar. Fakat bu tartışmalar gözden geçirilse ekonomi ile ilgili bazı ortak özellikler belirlenebilir. Bu özelliklerin ortaya konmasıyla belki bir tanım yapılmış olmaz ama bu bilim dalının genel nitelikleri daha açık bir biçimde belirlenmiş olur.
Bunları şu biçimde sıralayabiliriz: A) Ekonomi toplum halinde yaşayan insanların davranışlarını konu alan yani sosyal bir bilimdir. b) İnsanların sınırsız kabul edilen maddi ihtiyaçlarının karşılanması amacına yöneliktir. c ) insanların maddi ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetler, sınırlı durumdaki üretim kaynaklarıyla üretilirler. d) Ekonomide amaç kıt kaynakların kullanılmasından en yüksek faydanın elde edilmesidir. Ancak, mevcut kaynak arzının artırılması bu kaynakların mal ve hizmet üretiminde etkinliğinin artırılması ve kaynakların mülkiyetinin toplumda çeşitli kesimler arasında dağılımında denge sağlanması bazı ortak amaçlar arasındadır. Bu özelliklerden anlaşılacağı gibi Ekonomi Bilimi'nin kapsamı oldukça geniştir. Hatta, günümüzde Ekonomi ile ilişkisi bulunmayan toplumsal olayların çok az olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, kapsadığı olayların özelliklerine göre Ekonomi Bilimi'nin de çeşitli bölümleri bulunmaktadır. Bu disiplinlerinden bazıları örneğin şunlardır: Mikro ekonomi, Makro ekonomi, Uluslararası Ekonomi, Ekonomik Büyüme, Para ve Banka
Ekonominin Sınıflandırılması Ekonomi İki Temel Başlık Altında Sınıflandırılabilir;
Kayıt Dışı Ekonomi Ekonomik faaliyetlerin fiilen gerçekleşmiş olmasına rağmen bu faaliyetlerle ilgili kayıtların tutulmaması olarak nitelendirilen kayıt dışı ekonomi, kamu idarelerinin denetimi dışında kalan her türlü ekonomik işlem ve faaliyetlerdir.“Genel olarak bir tanım yapmak gerekirse, kayıt dışı ekonomi, gayri safi milli gelir hesaplarını elde etmede kullanılan bilinen istatistik yöntemlerine göre tahmin edilemeyen ve gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerin tümüdür”
Kayıt İçi Ekonomi Kayıt içi ekonomi resmi kayıtlara giren, kanuni belgelerle belgelendirilen, yetkili kamu organlarınca normal kurallar çerçevesinde kontrol edilen ve milli gelir hesaplamalarında dikkate alınan ekonomik işlem ve faaliyetlerin tamamıdır.
EGİTİM VE BİLİM
Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri artık, nüfusları, sahip oldukları doğal kaynaklar vb. değerler ile ölçülmüyor. Zenginlik ileri teknolojiyi üretebilen, bilimsel düşünceyi ve bilimsel yöntemleri kullanmayı bir yaşam biçimi haline getirebilmiş olan ülkelerde gizli. Eğitim seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde ekonomik gelişim hızı da ivme kazanıyor, kaliteli eğitim, ülke sorunlarının farkında olan ve bunlara sahip çıkan insan profilini ön plana çıkarıyor. Ülkemizde genel olarak toplumun okuma yazma sorunu halledilmiştir.Ancak iyi bir eğitim sistemi tam anlamı ile kurulamamıştır. Türkiye' de yaklaşık 15 milyon öğrenci ve 586 bin öğretmen bulunmaktadır. Ancak; bu kalabalık kadroya rağmen; Milli Eğitim Bakanlığı' nın bütçesinin GSMH' ya oranı hiçbir yılda %5' i geçememiştir. Türkiye'nin bilgiye egemen olabilmesi, tarım toplumunu bilgi toplumuna dönüştürebilmesi için halkına sadece okuma yazma öğretmesi yeterli değildir.
SANAYİLEŞME
Sanayi nedir? Sanayici kimdir? Sanayi, hammaddeden mamul madde meydana getirmek için yapılan faaliyetler ve kullanılan araçlar olarak tanımlanabilir. Geniş anlamda sanayi kâr sağlayıcı her türlü mal ve hizmet üretimini ifade eder. Zaten sanayi deyince akla hemen fabrika gelir. Fabrika, sanayi işlemlerinin yürütüldüğü binadır. Fabrikada hepsi birbiriyle bağlantılı olmak üzere çok sayıda işlem belli bir düzen dahilinde yürütülür. Böyle bir tesisin sahibi veya yöneticisine sanayici denir. Kural olarak sanayici kendi parasıyla yatırım yapar. Dolayısıyla kapitalist kavramına dahil edilebilir. Ancak sanayici kendisini işadamı olarak görür. Ve başkalarına iş sağlayan müteşebbis olarak tarif edilmeyi tercih eder. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, imalat en önemli faaliyet, sanayici de toplumda en önemli işleve sahip insan konumundadır. Tarihte devrim diye adlandırılan çok sayıda gelişme vardır. Ancak bunların hiçbiri 18. asrın sonlarına doğru İngiltere'de yaşanan sanayi devrimi kadar ferdi ve toplumu şekillendirmemiştir. Sanayi devrimi sayesinde elle yapılan üretimin yerini makinelerle yapılan imalat almış ve bunun sonucunda tarım toplumundan sanayi toplumuna geçilmiştir. Ondan sonra ekonomik ve sosyal gelişmelerin hızı ve çapı giderek yükselmiş ve bugünkü karmaşık ekonomik ve sosyal topluma ulaşılmıştır. Ekonomik faaliyetler arasında tasnif yapıldığında sanayi ile diğer sektörler birbirinden tamamen farklı işler olarak dile getirilir. Gerçekten bu faaliyetler ilk bakışta sanayiden farklı hatta sanayi ile alakasız olarak görülür. Ancak söz konusu işleri imalat sanayiinden tefrik etmenin hakikatlere ne kadar uyduğu tartışmalıdır. İmalatın özü, girdilerin çıktılara dönüştürülmesidir. Biraz daha açarsak imalat işgücü, hammadde, malzeme ve teknoloji gibi üretim faktörlerinin makine ve tezgahlarda somutlaşan imalat süreçleri vasıtasıyla mamul mala dönüştürülmesidir. Ancak A'dan Z'ye incelendiğinde sanayinin neredeyse tüm ekonomik faaliyetleri kapsadığı anlaşılır. Şöyle ki, mesela mamul üretimi için gerekli hammaddenin tedarikçiden alımı tam anlamıyla ticarettir. Ayrıca mamul malların paraya çevrilmesi, ciddi düzeyde pazarlama ve satış faaliyetini gerektirir. Bu arada uluslararası pazara yönelen imalatçı ihracatçı firmalar, otomatikman dış ticaretçi olur. Malların depolanması, istenilen yerlere zamanında ve sağlam bir biçimde nakli hep sanayiciliğin içindedir. İşletme faaliyetinin her safhasında sanayici işinin finansmanını sermaye ve dış kaynaklarla en sağlıklı bir şekilde planlamak ve yürütmek zorundadır. Zaman zaman ortaya çıkan ihtiyaç fazlası parasını likitle verimli menkul değerlere yatırması kârlılık bakımından elzemdir. Toparlarsak, üretim çalışmaları arasında yürütülen iç ve dış ticaret, pazarlama-satış, muhasebe, finans, lojistik, mali yatırım gibi işler imalatın ayrılmaz parçasını teşkil eder. Diğer taraftan imalat işinde en önemli işlerden biri dizayn (tasarım) işlemidir. Dizayn yepyeni bir mamul meydana getirmek veya mamulde işe yarar bir yenilik ortaya koymaktır. Diğer bir deyişle tasarım mutlaka yaratıcılığı gerektiren sanatsal bir uğraştır. Bu nedenle sanayiciliğin sanatı da içerdiğini söylemekte sakınca yoktur. Özetlersek sanayi, çok yönlü olumlu etkileriyle bir numaralı ekonomik faaliyettir. Bu özelliğiyle de her türlü destek ve teşvike fazlasıyla layıktır.
"VATAN SEVGİSİ"
VATAN SEVGİSİ
EY ŞAFAK VAKTİ GELEN HEYBETLİ BULUT
AKLIMA MAZİMİ GETİRDİN
SEN DOLMADAN BEN DOLDUM
SEN YAĞMADAN BEN AĞLADIM
GEÇMİŞTE Kİ MAZİMİ ANDIM.
SEVGİ DOLUP TAŞAN ANNE VE BABAMI ÖZLEDİM
EY ŞAFAK VAKTİ,ÖYLE BİR DOĞ Kİ
21 MAYIS 1991 DE BENİ GÖZÜ YAŞLI,BEKLEYEN
ANNE VE BABAMA KAVUŞTUR.
EY ŞAFAK VAKTİ,
VATAN SEVGİSİ,ANNE BABA SEVGİSİ
21 MAYIS 1991 DE ŞAFAKLA BERABER
ANNE VE BABAMIN ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞTUR.
EY ŞAFAK VAKTİ,GELEN HEYBETLİ BULUT
SEN VAR OLDUKÇA VATAN VAR OLACAK
VATAN VAR OLDUKÇA ASKERİMİZ OLACAK
ASKERİMİZDE OLDUKÇA VATANIMIZ SAĞ OLACAK
22 NİSAN 1991
MUHARREM AYRANCI
EĞİTİM
TÜRK ULUSUNUN geleceğinin eğitime bağlı olduğunu iyi bilen bir kişi olarak şunları gördüm.
Suç işleme oranına bakıldığında eğitim seviyesi düşük kişilerin daha çok suç işlediğini, gelişen ve globalleşen dünyaya ayak uyduramayan cahillerin yeteneklerini sadece suç işlemekte kullanabildikleri aşikârdır. Bu tez tüm cahiller için aynı olmasa da eğitimsiz ulusların sömürülmeleri hatta yok olmaları kaçınılmazdır. Bilişim çağı uzay teknolojisi ile dünyaya hâkim olurken yerden sadece onların bu hâkimiyetini izlemek bir gün kendi ulusumuzun sonunu izlemektir. çağı yakalamak, insan haklarına saygılı olmak, hukuk devletine ve demokrasiye bağlı olmanın yolu ise eğitimden geçmektedir. Hatta aile arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi dahi ancak iyi bir eğitimle mümkün olabilir.
Türkiye de genel olarak kız çocuklarımızın okutulmadığını kendi gözlerimle görüp bir halk olarak buna içten üzüldüğümü sizlerle paylaşıyorum. Bende buna karşı düşüncelerimi ve yapacaklarımı TÜRK ULUSUYLA paylaşmak istiyorum. Ataerkil aile yapısının etkinliğini yitirdiği laik halk düzenimizde eğitimli, tahsilli ve kültürlü ailelerin daha mutlu ve daha umutlu olduklarını gördüm. Aile içi ekonomik dayanışmanın esas alındığı ve bu paylaşımın zorunlu olduğu bir çağa giren Türkiye de eğitimsiz ve tahsilsiz kişilerin iş bulamayacağı bir dönemin taa ortasındayız. branş ve eğitim yaşam için gerekli en büyük felsefedir.
Kesintisiz ve zorunlu eğitimin 11 yıl olması kaçınılmazdır. Yazılımda dünya piyasasını elinde bulunduran Hindistan'dan gerilerde kalmamalıyız. Ne yapacağını bilmeyen bir gençliğe değil geleceğini planlayan gençliğe ülkemizi teslim etmeliyiz. Bunun için de iyi eğitilmiş annelere eğitimlerini zorunlu olarak anne olmadan vermeliyiz. Eğitim devamsızlığını ve saklı nüfusu ise ortadan kaldırmalı, okuldan kaçana ve okula göndermeyene gerçek anlamda uygulanabilen yaptırımlar getirmeliyiz. Kız çocuklarımız Türk ulusunun ve geleceğimizin teminatıdır. Onların bilinçlendireceği ve etkili olacağı evlatlarımıza gelecekte bu vatan emanet edilecek ve beni onların aldığı kararlar muzaffer kılacaktır. Türk ulusuna SAYGILARIMLA
MALİYENİN YENİDEN DÜZENLENDİRİLMESİ
MALİYENİN YENİDEN DÜZENLENDİRİLMESİ
Yazar kasa ve pos makinelerinin online sistemi ile direkt maliyeye bağlı olması durumunda ve banka hesaplarının maliye tarafından denetlenebilmesi durumunda otomatik vergilendirme sistemi ile vergi kaçakçılığı %90 önlenecektir. Kalan %10 vergi kaçağının ise araştırıldığı takdirde minimumlara indirileceği kanaatindeyim ve bunu meclise girdiğim takdirde bizzat araştıracağım.
Muhasebecilere bağımlı olarak çalışan vergilendirme sistemli ticaret bir çıkmaz hal almış, bu konuda uzmanlaşan muhasebecilerin birçoğu kendi nam ve hesaplarına ülkenin vergi gelirleri ile istedikleri gibi oynayabilecek seviyeye gelmiştir. Ayrıca bu muhasebecilerin yaptığı tüm hataların faturalarını da mükellefler ödemektedirler. Bunun için devletin bu elektronik kontrolü sayesinde muhasebeci mahkûmiyeti de sona erecektir.
Ticaretin bir okulu açılmalı, vergi sistemi, işletme konusunda her iş yeri sahibine eğitim ve sertifika verilmeli, eğitimsiz ve sertifikasız kişilere bilinçsizce iş yeri açtırılmamalı ve muhasebecilerin yetenekleriyle vergi kaçırılmasına müsaade edilmemelidir.
Türk vatandaşı vergi mükellefi olmaktan korkmaktadır, bunu bir sisteme bağlanması ve vergilendirmenin adil olması gerekir. Bu korku yüzünden vergilendirilmemiş ticaret ortalama %40 civarındadır. Yâda kazanca göre vergi verenlerin sayısı çok azdır. Bu aradaki adil düzenleme getirilmeli, işleri iyi gitmeyen esnaf, vergi daireleri tarafından desteklenmeli ve batağa sürüklenmemelidir.
SAĞLIKLI BİR YAŞAM BİÇİMİ
SAĞLIKLI BİR YAŞAM BİÇİMİ
T.C vatandaşı olarak doğan her çocuğun meslek sahibi oluncaya kadar, ücretsiz sağlık garantisinin olması gerekir. Fakir ailelerin çocukları tahlil ücretlerinden ve ilaç paralarından yada tanıdık doktor bulamamaktan yakınmamalı, kalıcı hastalıklara yakalanmaları engellenmelidir. Aşının dışındaki sağlık masraflarının da karşılanması gerekir.
Yurt dışından alınan yiyecek maddelerinin laboratuarlarda tahlil edildikten sonra piyasaya sürülmesi sağlanmalı, çeşitli hormon veya virüslerin yurt içine sokularak insanların kobay olarak kullanmaları engellenmektedir.
Gümrük kapılarına ve hava limanlarına sağlık ekibi konulmalı, ölümcül bulaşıcı virüs taşıyan kişiler yurda sokulmamalıdır. Sırf döviz girdisi için ülkeye virüs ithal edilmesi engellenmelidir.
Sağlık kartları nüfus cüzdanı ile ve vergi numarası ile birleştirilerek kredilendirilmeli, sigortalıların giderlerini sigortadan, işsizlerin giderleri ise devlet tarafından karşılanmalı, bu devlete külfet getirecekse işsizlik sorununa çözüm bulmalıdır.
T.C TÜRK ULUSUNA SAYGILARIMLA
"TARIM VE HAYVANCILIK"
TARIM VE HAYVANCILIK
Dünyanın en verimli topraklarına sahip iken tohumun dahi sömüren ülkelerin tekeline bırakılması engellenerek sağlıklı tohum üretiminin yapıldığı bir ülke haline gelmemizi gerekmektedir.
Küresel ısınma nedeniyle etkilenecek bir ülke olduğumuz bilim adamlarınca tespit edilerek haykırılmasına rağmen hala ağaçlandırma ve tarım konusunda bir tedbir alınmadığı gibi, ülkenin kendine yetecek tarım yapması da çeşitli dayatmalarla başka ülkelerin insiyatifine bırakılmıştır. Bu ülke kendi tohumunu üretip, kendi ihtiyacını tarımdan karşılayacağı gibi, kendi hayvanlarını yetiştirip dünyaya ihraç edebilecek kapasitedir. Hatta Asya kıt;asının et ve tarım ambarı olabilecek imkana sahiptir.
Nehirler hala boşa akmakta, sulama ve elektrik konusunda ülkemizde sıkıntı çekilmektedir. Bizim topraklarımızdan çıkan suların kullanma hakkı önce bize aittir, çünkü su bize yetmeyecek hale geldiğinde bizden faydalanan ülkelere kalmayacaktır. Eğer bu sular tersine aksaydı bu gün biz deniz suyunu damıtarak içmek zorunda kalır ve su bulamazdık.
Sanayiciye verilen kredi imkânları çiftçiye de verilmeli, köyden şehre göçlerin engellenmesi ve üretimin artırılması için çiftçiliğin cazip hale getirilmesi gerekir. Diye düşünüyorum.
TÜRK ULUSUNA SAYGILARIMLA
BELEDİYELERİN YENİDEN DÜZENLEMESİ
BELEDİYELERİN YENİDEN DÜZENLEMESİ Belediyelerin ihaleler konusunda karıştığı yolsuzlukların engellenmesi açısından İlçe ve Belde belediyelerinin yaptığı ihaleleri için Büyükşehir belediyesinden onay alınarak bu paranın bu ihaleye ödenip ödenmeyeceği konusunda ödeneğin ise maliye tarafından denetlenmesini istiyorum. İTİMAT VE GÜVEN KONTROLE MANİ DEĞİLDİR ilkesini benimsememiz gerekir. Belediyelerin harcamalarının başıboşluktan ve kayırmalardan kurtarılması gerekir. Belediye gelirlerinin ise bütçeye aktarılması gerekir, spor kulüplerine vs derneklerine yapılan yardımların burada parayı kendi insatiflerine göre kullanan komisyonlar tarafından harcanması engellenmelidir. Ayrıca zorunlu bağış işlemine son verilmeli, amaç hizmet ise menfaat gözetilmemelidir. Belediyeler trafik denetimlerini almalı ancak önce park sorununa çözüm bulmalı, kısıtlı parklara ücretlendirme yapılmamalı veya vatandaşın emniyetli park yapmaları için cüzi bir ücret alınarak uzun süreli parkların cadde üzerinde yapılması engellenmelidir. Her partinin kendi adamlarını sözleşmeli olarak işe alıp diğer pati tarafından kapı önüne konulmaları engellenmeli, işe alınanlar sözleşmeli veya geçici kadrodan dahi olsa sigortaları yatırılmalıdır. Tüm işyerlerinin ruhsat almaları sağlanmalı, ruhsatların kaydı maliyeye de verilerek vergi kaçırılmaması için denetimlerinin yapılması sağlanmalıdır. Belediye başkanları halkın iradesini dikkate almalıdır. Siyasi değil güvenli olmalıdır, halkın menfaatini üstün tutmalı, adaletli olmalı, verdiği sözleri koltuğa oturunca unutmamalıdır. Hiç bir Belediye Başkanı B partisinin üyelerine kötü muamele yapacağım şekilde propaganda yapmadığı gibi kendisine kimlerin oy verdiğini de bilmesine imkân yoktur.
"TÜRK DÜŞÜNCE SEVGİSİ ÇOCUKLUKTAN BAŞLAR"

TÜRK SEVGİSİNİ ÇOCUKLARIMIZA KÜÇÜK YAŞTA AŞILAMAK TÜRKLÜGÜN YÜCE OLDUGUNU ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETMEK VE ONLARI TÜRK İNAÇLIGI İLE PİŞİRMEK HER TÜRK,ÜN VAZİFESİDİR!....
"GELECEK TÜRK GENÇLERİ ULUSUN GURURU OLACAKTIR!"

23 NİSAN COCUKLARI
"Çocuklarımızı artık düşüncelerini hiç çekinmeden açıkça ifade etmeye, içten inandıklarını savunmaya, buna karşılık da başkalarının samimî düşüncelerine saygı beslemeye alıştırmalıyız. Aynı zamanda onların temiz yüreklerinde; yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisiyle beraber doğruya, iyiye ve güzel şeylere karşı sevgi ve ilgi uyandırmaya çalışılmalıdır."
M.KEMAL ATATÜRK
|